Arşiv Anasayfa Mp3 Galeri
Sayfalar: 1
Geyik Avı Ve Kral Dantipala Söylencesi By: Samet24 Date: February 03, 2008, 02:00
Geyik Avı Ve Kral Dantipala Söylencesi

Kral Dantipala av meraklısı biri olduğu için, zaman zaman adamları ile bulunduğu şehrin uzağına giderek av avlarmış. En çok sevdiği av ise, geyik avı imiş. Bir gün Kral Dantipala’ya uzak ormanlarda çok geyik olduğunu söylerler. Bu olayı duyan Kral Dantipala, uzak ormanlara giderek geyik avlamak ister.
Adamlarıyla yola koyulur ve gide gide sözü edilen ormana varılır. Bu ormanda Kral Dantipala bir çok geyik avlar. Av tamam olunca Kral Dantipala dönme hazırlıklarına başlar. Ancak, ormanın karşı yamacında bir gurup geyik görürler. Kral Dantipala ve adamları bu geyikleri de avlamak için, dönmekten vaz geçip, gördükleri geyikleri de avlamak isterler.

Adamlarıyla birlikte at sürerek, karşı yamaca geçen Kral Dantipala ve adamları gördükleri geyikleri avlamak için atlarını sürerler. İşte bu arada geyik sürüsünün içende göze çarpan güzellikte bir geyiğe gözü ilişir. Gördüğü bu geyik tüm geyiklerden görkemli ve güzel. Üstelik bu görkemli geyiğin rengi altın rengindedir. Bu geyik tüm geyiklerin başı, önderi, yol göstericisi yani ormandaki geyiklerin kralı.

Bu altın renkli ala geyik ise, söylenceye göre, geyik suretinde olan Buddha'nin taa kendisidir. Kral Dantipala ile yanında ki avcılar bu geyik sürüsünü kovalamaya koyulurlar. Yine söylenceye göre bu geyik sürüsü sayı olarak beş yüz tanedir. Kral Dantipala ve adamları bu beş yüz geyiği defalarca kuşatırlar. Bazı kaynaklar kuşatmanın altı kez olduğunu da aktarır.

Ölüm korkusu içinde koşuşturan geyikler, sürünün kenarında duran bu altın renkli geyiğe yalvararak canlarını kurtarmasını isterler. Varlığı boyunca iyiliğin ve fedakarlığın simgesi olan geyiklerin kralı Budha kendisinden yardım isteyen geyikleri kurtarmak için, gerekirse kendi yaşamını feda etmeye söz verir.

Verdiği bu söz üzerine Kral Dantipala'nin yanına giderek ondan beş yüz geyiğin (maralın) hayatini bağışlamasını rica eder. Altın renkli ala geyik Kral Dantipala’ya nasihatler ederek, bu av işinden vazgeçmesini önerir. Canlıları Öldürmenin ne kadar günah olduğunu anlatmaya çalışır. Kral geyik (Budha) ne kadar dil dökse de Karşısında av meraklısı olan zalim Kral Dantipala’yı ikna edemez.

Kral Dantipala karşısında dile gelip konuşan bu altın renkli geyiğin sözlerini dinlemeyerek bir hışımla atını bu geyiğin üstüne sürer. Keskin kılıcını çekerek, bu altın renkli kutsal geyikler kralının boynunu kesip başını yere fırlatır. İşte bu sırada sağ eli bileğinden koparak kılıcıyla birlikte yere düşer.

Kral Dantipala kopan bileğinin acısıyla feryat etmeye baslar. Yaptığı işin kötü bir iş olduğunu anlasa da iş işten geçmiştir. Altın renkli kutsal geyiğin boynu kesilmiş ve Kral Dantipala’nın da sağ eli bileğinden kopmuştur.

Kral Dantipala’nın kopan eli ile birlikte kılıcının düştüğü yer yarılır, Yarılan yerden ateşler fışkırmaya başlar. Fışkıran ateşler Kral Dantipala’nın Bütün vücudunu sarar. Daha sonra fışkıran alevler korkunç sesler çıkararak gökyüzüne uzanır. Bu esnada yer yüzü sarsılmaya başlar. Her yanı alevler sarmıştır. Sarsılan yeryüzü, dalgalar halinde birbirinin üzerine devrilerek gelir. Tüm orman yanarak kurumuştur. Her şey yok olmaya yüz tutmuştur. İşte bu arada ateşin içinde bir yaratık ağzını açarak Kral Dantipala’yı yutar.

Bu söylence Hint söylencelerinin en eskisidir derler. Bildiğim kadarıyla, bu söylencenin çizgi filmi de yapılmıştı. Bu yazını sununu o filimden alıntılar yaparak bitirelim.

İyi yürekli bir çocuk bu kutsal geyiğin kesilen başını alarak geyiğin boynuna yeniden ekler. Kutsal olan geyik yeniden başına kavuştuğu için, yaşanılan o korkunç olaylar anında biter ve alevler söner. Yeryüzü sakinleşir. Sular akmaya başlar. Çimen çiçek biter ağaçlar yeşerir. Ormanlık olan o bölge eskisinden daha güzel olur. Kral Dantipala’ya gelince, kendisini yutan o yaratığın ağzında kalır. Bu çirkin yaratık bir kaya şekline bürünerek yükselmeye başlar. Kral Dantipala da o kayanın üstünde kalır.

Bu söylencenin Anadolu topraklarında bir çok çeşitlemesi bulunmaktadır. Bu çeşitlemelerden bazıları söylence biçiminde, bazıları ise hikaye biçiminde anlatılıyor. “Avcı Ahmet”, “Zalim Avcı”, “Ala Geyik” söylencelerini gösterebiliriz.