Arşiv Anasayfa Kültür,Sanat,Edebiyat
Sayfalar: 1
Bakır İşlemede Kırk Yıl By: erzincani Date: March 30, 2008, 10:59
Bilindiği gibi 30-40 yıl önce Erzincan bakır işlemeciliğimiz altın devrini yaşadı.

Onlarca bakır atölyesi, bir o kadar bakır ürünlerimizin satıldığı işyerleri, yüzlerce usta, kalfa, çırak…

Erzincan’a gelen herkesin hediye listesinde Erzincan bakır işleme ürünleri. Samaver, çay-kahve takımı, hamam tası, şekerlik vs.

O yıllar bakır ürünlerimiz el işi ile, yerel motiflerle birbirinden güzel örneklerle yapılıyor, alıcı bulabiliyordu.

Fazla üretim talebi el işi yerine makine el işini devreye soktu. Artık daha fazla mal üretiliyordu. Ne var ki üretilen mallarda talep her geçen gün olumsuzluğa doğru düşüyordu. Ürünlerdeki estetik boyut zayıflıyordu. Ardından malum sonuç: Bakır işlemeciliğimiz kan kaybetmeye başladı. Atölyeler, işyerleri kapanmaya başladı.

Bugün bakır işlemeciliğimiz adına ne yazık ki olumsuz bir noktadayız.

Bugün bakır işlemeciliğim açısından nereden nereye geldiğimizi kendi kendime soruyorum. Bu soruyu dostlarımıza, eski bakır ustalarımıza, kültür sanat adamlarımıza soruyorum. Aynı noktada buluşuyoruz: Yeniden el işine dönmek…

Sanayileşme, makineleşme dünyada el sanatına büyük darbe vurdu. Buna rağmen her türün el işi yine el üstünde değer ve kabul görüyor. Dünya el sanatlarını önemsiyor.

Kırk yılı aşkın bir zamandır bakır işlemeciliğini sürdürüyorum. Bakır işlemeciliğini bugün Erzincan’da kuyumculuk yapan Selahattin Günal’dan öğrendim. Ustama bu anlamda çok şey borçluyum. Küçücük bakır işyerimizde bir yandan el sanatımızı öğreniyor, bir yandan da yol-yordam-edep öğreniyorduk. Mehmet Öz ağabeyimizin anlattıklarıyla hayata hazırlanıyorduk bir yandan. Pek çok ağabeyimizle, arkadaşımız, kardeşimizle o küçük dükkânın tezgâhında bu anlamda çok şey çok şey öğrendik.

İşlemeciliği o yıldan bu yana bırakmadım. 1971 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi son sınıfındayken değerli hocam Orhan Okay’ın  (Bugün Prof. Dr.) desteğiyle Erzurum Halk eğitim merkezi Salonunda ilk kişisel sergimi açtım. Sadık Öz, rahmetli Yusuf Erzincanî (merhum, hattat), Nevzat Sudaş ile birlikte İstanbul, Ankara ve Erzincan’da sergilerimiz açıldı. Her neyse, bugünlere geldik.

Geçtiğimiz ay bakır el işlemeciliğimizi tanıtmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İsviçre’nin Zürih kentinde açılan turizm fuarına katıldım. Yerel motifler, hat, tuğra ve süsleme örneklerini bakır üzerine el ile işleyerek fuar izleyicilerine sanatımızı tanıtmaya çalıştım. Fuarda, İsviçre’nin Zürih kentinde turizm alanında hizmet veren Türk turizm büroları da yer aldı. Türk standını gezenler; Türk lokumu, baklava ve aşureden tattılar. Türk turizmi, turizm mekânları, ulaşım konularında bilgi aldılar. Ülkemize ilişkin broşür, afiş, harita ve rehber kitapçılarına ilgi duydular. Türk standında Ramazan Kale Eskişehir-Lületaşı, Nebahat Maşalı Tel Kırma, Bentour standında ise M. Server Demiriz cam sanatını fuar ziyaretçilerine örnek çalışmalar halinde sundular.
TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tanıtma Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yazar ve Zürih Kültür ve Tanıtma Ataşe Yardımcısı Fulya Durgut, fuarın ülkemizin turizm zenginliklerini tanıtmada önemli rol oynadıklarını belirttiler.
             Fuar, İsviçre’de yaşayan Türk vatandaşlarınca da ilgiyle karşılandı. Yurt içinde açtığım sergilerden sonra,  bakır işleme geleneğimizi yurt dışında da tanıtmaktan büyük bir mutluluk duydum.

Zengin kültürümüz ve sanatımız özgün örnekleriyle her fuarda ilgi, takdir ve taltif görecek. Bütün sanatlarımızda olduğu gibi bakır işlemeciliğimiz de “el”e dönülmesi hâlinde yenide altın yıllarına kavuşacak. Buna inanıyorum. 
Rıfkı Kaymaz

   
www.dogugazetesi.com.tr

 


Ynt: Bakır İşlemede Kırk Yıl By: Vatan24 Date: March 31, 2008, 12:23
tabi insanların alım gücü makinaların ürettiği ürünlere yetişemeyince kaçınılmaz sonda bu oluyor..umarım en yakın zamanda bakır işlemeciliği eski günlerdeki havasını yakalar