Kemaliye (eğin ) Adı.. By: Samet24 Date: April 22, 2008, 10:41
EĞiN, söylencelere göre, Türk kökenli bir sözcük, "cennet gibi güzel bahçe"; Ermenice kaynaklara göre "akarsu" anlamında kullanılan "Akn - Agn", Kaşgarlı Mahmud; Divan - i Lugat - it Türk" adlı yapıtında Eğin'i sırtın eğilen kısmı olarak betimliyor, örnekler ve yorumlar bir hayli. Etimolojik açıdan açıklayacak olursak:
Eğin sözcüğü. Horasan’da Ağın adındaki bir yöreden gelen oymağın. kurdukları yeni şehre bu ismi vermeleri ve zamanla Eğin adına dönüşmesinden ortaya çıkmıştır. Bir başka kaynakta ise: Eğin anlam itibariyle tamamen Türk kökenli bir sözcük olup “ Cennet gibi güzel bahçe” anlamına gelmektedir. Kaşgarlı Mahmud’un Divan-i Lügat’it Türk” adli eserinde ise, bu kelime. “sırtın eğilen kısmı” olarak tanımlanmıştır.
Mustafa Kemal
1921 yılı Ağustos'un son haftasıdır ve Yunan ordusu Ankara'ya yaklaşmaktadır, Millet Meclisi'nde meb'uslar (milletvekilleri) hop oturup hop kalkmada ve muhalifler (karşıtlar) Mustafa Kemal Pasa'yı suçlama yarışındadır!
Kara haber, hep, telgraftan tez gelir ve Eğinliler Misak - i Milli Cemiyeti'ni kurarlar ve Mustafa Kemal Paşa'ya bağlılık yazıları ve telgraflar döşenirler. Orduya asker, silah göndereceklerini belirtirken bir de ricada bulunurlar, Eğin'in adını değiştirin. Cemiyet Reisi Hanifizade Ömer Lütfi Bey ayrıca bu ismin degistirilmesini bir telgrafla da rica eder Mustafa Kemal Paşa'dan ve yeni ismi de önerir: "KEMAL".
Mustafa Kemal Paşa kürsüde, muhalifleriyle cenktedir, düşman yetmezmiş gibi!
Görevli eline bir kağıt tutuşturur, Mustafa Kemal Paşa bir göz atar ve konuşmasını surdurur:
"Efendiler... Bizlere, milletin güveni kalmadığını söylüyorsunuz... Bakın şimdi aldığım bir telgrafı okuyacağim" ve telgrafı okur.
Mustafa Kemal'dir bu...
Ve ertesi günü, onca işine rağmen Ömer Lütfi (Arıtan) Bey'e telgrafla teşekkür eder hem de Kemal isminin Eğin'e verileceğini muştular.
Ve...
Ve icra Vekilleri Heyeti'nden 21.10.1922 tarihinde bir kararname yayınlanır:
"...ve ismi hiçbir mefhumu milli ifade etmeyen Eğin kazasının `Kemaliye' ve ecnebi bir isimden muharref olan Silinti kazasının `Gazipaşa' unvanları ile tevsimleri Dahiliyye Vekaleti'nin 8 Tesrinievvel 338 tarih ve idare - i Umumiyye Mudurriyeti 1902/23476 numarali tezkiresi üzerine icra Vekilleri Heyeti'nin 21.10.338 tarihindeki içtimainda takarrur etmiştir."
21 Ekim 1922 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nde Kemaliye ve Gazipaşa adlarında iki ilçe vardır ve de isim babaları Gazi Mustafa Kemal Paşa'dır. Yeni isimler çıkarıldığında eskilerinin hükmü yoktur!
Ve bu satırların yazarı yirmi yıldır Gazipaşa (Antalya) ilçesinde ikamet etmektedir.
Eğin
Belgelere gore, Eğin'in kuruluşu 2. yüzyılı geçmiyor.
Eğin, 75 yıldır Kemaliye'dir. Ne ki nice kişi Kemaliye'nin Eğin olduğunu hala bilmez! Nerelisin diye sorulunca "Eğinliyim" der! Bu bir alışkanlıktır, kimseyi de kınamamak gerekir, elbette "Kemaliyeliyim" diyenlerin de hakkını yememek gerek.
32 yıl once
Kemaliye'ye ilk adımımdan bu yana 32 yıl geçmiş!
Ünlü yangının yerle bir ettiği yerler hariç, elimle koymuş gibi buldum bu hala 2000 nufuslu şirin ilçeyi!
Kemaliye evleri ve kapı tokmakları
Yeni devlet yapıları elbette var, o canım Kemaliye evleri hala yerli yerinde, iyi ki yerli yerinde... Kimse değil, kendileri koruyorlar, iyi ki koruyorlar.
Sokak sokak dolaştık, hoşumuza gelen evlerin kapılarını, ki bunlar kapı değil, sanat eseridir doya doya seyrettik. Kapı tokmaklarının ise hepsi sanat eseridir, çok işlevli, güzel. Resim hocam - rahmet ve saygıyla anıyorum - Bedri Rahmi Eyüboğlu, bir şiirinde:
"Güzel faydalı olmalı" der.
Kapının bir tokmağını tıklattık. Bu, tokmak yabancı er kişinin tıklatacağı tokmaktır. Sesi seçen evdeki erkek açar kapıyı. Öteki tokmak başka bir ses verir, bu, hatun kişi içindir. Şu küçük tokmağı evin çocukları vurur, diğerini yabancı çocuklar.
Gazipaşa'daki evimizde yüz yıllık model uygulanmış iki kapı var, diğer üç kapıyı boşverin. O iki kapı eksik kapıdır, öksüz kapıdır zira Kemaliyeli eski Türk ve Ermeni ustaların şiir gibi - ama guzel şiir - yaptığı tokmaklardan yoksundur!
Bu biçim biçim, nakış nakış, çok işlevli ve evet her biri gerçekten bir sanat eseri olan kapı tokmaklarına sevdam Doğu Anadolu'ya ilk adımımı attığım 1953 yılından başlar ve 1964 yılında, Bitlis doğumlu baba Saroyan'ın, Türkiye'den göç ettikten iki yıl sonra Amerika'da dünyaya gelen oğlu ünlü yazar William Saroyan'ı "baba ocağı"na götürürken, Bitlis'in tepesindeki sokakta kapılardan kapı, tokmaklarından tokmak beğeniyor, neredeyse hepsinin fotoğrafını çekiyordum en beğendiğim, Tapucu'nun evinin kapısındaki idi. Dostlarıma söyledim, "hemen verir" demişlerdi. Baba Saroyan'ın evini bulmuştum. Sadece ocağı ayaktaydı.
O kargaşada alamadım. Üç ay sonra ver elini Bitlis... Evet aynı sokaktaydım, elimde tomar tomar fotoğraflar, evet evler duvarlar aynen duruyordu, duruyordu amma kapıların değil tokmaları, kapıları kasalarıyla sokulmuştu.
Bir tane, evet bir tane bile kalmamıştı.
Kemaliye evleri güzeldir, güzelliği yetmez faydalı mekanlarıyla güzelliğine güzellik katar. Yeme, oturma, yatma ve konuk ağırlama bölümleri. Bir şeyler hazırlama, yıkama, pişirme, temizlik, ütü, hayvan bakımı... Üretim için halı ve pırtı dokuma, sebze ve meyve yetiştirme, kurutma ve bunları değerlendirme bölümleri... Sofa ya da oturma odasında ahşap yüklükler, yıkanma yerleri, sedirler... Çok işlevli pencere kepenkleri... Divanhane, doyumsuzdur, buradan dışarıdaki o cennet yeşilliğini seyredersiniz. Fazla söze gerek yok, meraklısı gider görür diyelim mi? Yerim dar...
Galvanizli oluklu sac giydirilmis evler!
İlce içinde ve köylerin çoğunda o canım ahsap evler, yıllar içinde bu can gibi kocayınca ki bu yöreler yağış alma yönünden ünlüdür, bu ahşap evleri, galvanizli oluklu saclarla kaplamışlar, çare tükenir mi?
Demokrasilerde ve ahsap evleri korumakta çare tükenmez. O kocaman, kocaman evlerin damını dört bir yanını galvanizli saclarla kaplarsınız, köşeli konserve ev yaparsınız olur biter.
Her vurduğumuz tokmakla kapılar açıldı, evlere girdik, izzet ikram gördük, rahatça fotoğraflar çektik. Kemaliye insanları asırlardır gurbetçi olduğundan bir başka uygar tutum içindedir.
iki seyi yaman meraklanırdım
iki seyi yaman meraklanırdım buralarda. Yılmaz yöneticilerin ve yılmaz halkımızın bir mucizesi Başbağlar Köprüsü ve yapımına 130 yıl önce başlanan, Kemaliye / İstanbul karayolunu 200 kilometre kısaltacak Tasyol'u.
Ol nedenle yollara düştük, biraz da Fırat özlemi.
Dünyayı ve basını "İnternet"ten izleyen Kaymakam Yavuz Selim Kösker ile; dağları, toprakları, kayaları gidim / gidim delen cağımızın Ferhat'larını görmek mutluluğunu / övüncü yaşadık bikez daha. Hiçbirisinin elleri / yüreği dert görmeye.
Ulaşım zorluğu yüzünden Kemaliye'ye gazete gelmiyor, Akit ve Türkiye hariç.
Naci Bilen dostun Yeşil Eğin Bakkal dükkanında, Filiz gülerek bir paket uzattı, şaşırdım. Bu, şeker hastaları için Alman malı çikolata idi!
On beş yıldır şekerle kardeş kardeş yaşayan bu can, çikolatanın yarısını orada "götürdüyse" kime ne?
Ynt: Kemaliye (eğin ) Adı.. By: Vatan24 Date: April 22, 2008, 11:14
bu özel bilgiler için sonsuz teşekkürler
Ynt: Kemaliye (eğin ) Adı.. By: Samet24 Date: April 22, 2008, 11:43
önemli değil..